KOOPERATİFİMİZE KAYYIM ATANMASI KONUSUNDA AÇILAN DAVANIN AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN VERDİĞİ KARARI İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ DE AYNI ŞEKİLDE KARAR VERMİŞTİR. TÜM ÜYELERİMİZE VE YÖNETİM KURULUNA HAYIRLI OLSUN. MAHKEME KARARI EKTEDİR.
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/21
KARAR NO : 2026/198
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : İSMAİL ÖZTEMİZ (39463)
ÜYE : SİBEL ATACAN ULU (92542)
ÜYE : NEŞE KİRTİL (105537)
KATİP : PELİN GÜNGÖR (278999)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 18/11/2025 (Ara Karar)
NUMARASI : 2025/579 Esas (derdest dosya)
TEDBİR TALEP EDEN /
DAVACILAR : 1- AYHAN EKE -
2- BAYRAM ALİ ERDOĞAN -
VEKİLLERİ : Av. TOLGA AYDEMİR - [16120-21385-12020] UETS
DAVALILAR : 1- SINIRLI SORUMLU AY KONUT YAPI KOOPERATİFİ
VEKİLİ : Av. GÖKHAN ÖKTEN - [16610-16372-57720] UETS
2- KIYMET ŞAHİN -
3- MENDERES ERSOY -
4- MUSTAFA SARUN -
5- RAHMİ ÇOBAN -
6- YAŞAR YAMAÇ –
DAVA : Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali- Yöneticilerin Azli - Genel Kurul Toplantıya Çağrıya İzin
TALEP : İhtiyati Tedbir, Yönetim ve Denetim Kayyımı Atanması
TALEP TARİHİ : 28/07/2025
BAM KARAR TARİHİ : 04/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/02/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/11/2025 ara karar tarihli ve 2025/579 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Tedbir Talep Eden / Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Aydın ili Efeler ilçesinde faaliyet göstermekte olan ve maliki bulunduğu arsalar üzerine kat karşılığı konut inşaatı yaptırmak amacıyla kurulmuş davalı S.S. Aykonut Konut Yapı Kooperatifi'nin yasal üyeleri olduğunu, diğer davalıların ise söz konusu kooperatifin yönetim kurulu üyesi ve başkanı olduklarını, 20 yıla yakın süredir bu görevde bulunan mevcut yönetim kurulunun şeffaflık, hesap verilebilirlik ve ortaklık haklarının korunması ilkelerini ihlal ettiklerini, kooperatifin mali durumunun kötüleştiğini, ortaklara karşı eşit, dürüst ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının terk edildiğini, özellikle 29/06/2025 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında alınan kararların, gerek toplantıya çağrı usulündeki eksiklikler gerekse karar alma süreçlerindeki usulsüzlükler nedeniyle hükümsüz olduğunu ve iptal edilmesi gerektiğini, toplantının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 46 ve 47. maddeleri ile kooperatifin ana sözleşmesinde öngörülen çağrı ve toplantı usullerine açıkça aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, toplantı sırasında katılımcıların gerçekten kooperatif ortağı olup olmadıkları yönünde herhangi bir belge ibraz etmeden ve denetime tabi tutulmadan hazirun cetvelini imzaladıklarını, bu hususun genel kurul toplantı tutanağında da açıkça belirtildiği gibi toplantıda görevlendirilen hükümet komiserlerinin resmî raporlarıyla da tespit altına alındığını, hazirun cetvelinde imzası bulunan bazı kişilerin, kooperatif ortağı olmayan üçüncü şahıslar olduğunu, aidat yükümlülüklerini yerine getirmeyen bazı üyeler hakkında kooperatif yönetimince hiçbir yasal takip başlatılmadığını, ihtarname gönderilmediğini, icra takibi yapılmadığı veya ortaklıktan çıkarma prosedürlerinin uygulanmadığını, bu durum, kooperatifin mali yapısına zarar vermekle kalmayıp, yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getiren diğer üyelerin mağdur edilmesine neden olduğunu, evleri henüz teslim edilmeyen üyelerden aylık 1.000,00 TL aidat alınmasına, buna karşılık evleri teslim edilen üyelerden yalnızca 200,00 TL aidat alınmasına karar verildiğini, bu uygulama, yalnızca makul fark ilkesini değil; doğrudan eşitlik ve hakkaniyet ilkelerini de ihlal ettiğini, ortakların kooperatifle olan hukuki statüsü eşit olduğunu, konutun fiilen teslim edilmiş olması bu statüyü değiştirmeyeceğini, aidat, kooperatifin genel giderlerine ortaklık anlamına geldiğini, hizmet karşılığı olmadığını, bu nedenle konut teslim durumu, aidat yükümlülüğünde bu denli fahiş bir fark yaratmayacağını, aidat belirlemesindeki bu uçurum, “konutunu henüz teslim alamayan” üyelerin cezalandırılması, buna karşılık konuta kavuşmuş olan üyelerin kayırılması anlamına geldiğini, yönetim kurulunun yetkilerinin tedbiren durdurulması ve kooperatife kayyum atanması gerektiğini, kooperatif yönetim kurulu önceden genel kuruldan yetki almaksızın özel firmalarla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmelerini, yine genel kuruldan herhangi bir karar veya onay almaksızın, tamamen kendi insiyatifleri doğrultusunda, tek taraflı olarak feshettiğini, bu fesih işlemleri, ihtarnameler yoluyla gerçekleştirildiğini, ancak bu ihtarnamelerin içeriğinde, fesih yetkisinin genel kurul tarafından verildiğine ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığını, bu dosyaların Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/19998, 2025/20095 2025/20353 2024/6364 esas sayılı dosyaları olduğunu, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2024/6364 Esas sayılı dosyası üzerinden görevlendirilen bağımsız bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda; kooperatif yönetiminin mali idaresine ilişkin çok sayıda ve ciddi nitelikte usulsüzlük tespit edildiğini, söz konusu bilirkişi raporlarına göre kooperatifin 2024 yılına ait muhasebe defterleri incelendiğinde; gelir ve gider kayıtlarının çoğunun eksik, tutarsız ve hatalı olduğu, kooperatif üyelerinden tahsil edilen aidat, avans ve ek ödeme tutarlarının; nerelere harcandığının, hangi kalemlere dağıtıldığının, yönetim kurulu kararı veya genel kurul onayı ile kullanılıp kullanılmadığının, banka hesap hareketlerine yansıyıp yansımadığının izlenemez durumda olduğunun saptandığını, kooperatifin mevcut nakit akışı bozulduğunu, bazı yüklenici firmalara yapılan ödemeler geciktiğini veya hiç yapılamadığını, vergi ve SGK ödemeleri düzenli yapılamadığından dolayı idari para cezaları ve gecikme zamlarıyla karşılaşıldığını, mevcut yönetimin görevde kalmasının kooperatif tüzel kişiliği ve ortaklar açısından güvenilirliği ortadan kaldırdığı ve telafisi güç zararlar doğurabileceği hususunda ciddi bir tehlike oluştuğu sabit olduğunu, kooperatifin yönetimi ve temsili görevlerinden el çektirilmesini, kooperatifin idarî ve mali işlemlerini yürütecek, tarafsız, güvenilir ve ehil bir kişinin veya heyetin, geçici kayyım sıfatıyla atanmasının gerekli olduğunu, tüm bu nedenlerle 29/06/2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların; iptaline karar verilmesini, yargılama süresince telafisi imkânsız zararların ve mevcut yönetimin devam eden yetkileriyle delillerin karartılması veya kooperatifin mali yapısının daha fazla bozulmasının önüne geçilmesi amacıyla mevcut yönetim kurulunun yetkilerinin tedbiren durdurulmasına ve akabinde yönetim kurulunun azli ile görevlerine son verilmesini, yerlerine, mahkememizce uygun görülecek güvenilir ve tarafsız kişilerin geçici kayyım olarak atanmasını, kooperatifin olağanüstü genel kurul toplantısına kayyım marifetiyle çağrılmasını, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekilinin 05/11/2025 tarihli dilekçesi ile; HMK m.389 vd. uyarınca dava sonuna kadar geçerli olmak üzere; 29/06/2025 tarihli genel kurulda alınan 5 no’lu kararın icrasının durdurulmasına, kooperatif malvarlığı üzerinde ipotek, rehin, temlik, taşınmaz devri, uzun vadeli kredi/kefalet, yükleniciye ön ödeme ve benzeri geri dönüşü olmayan işlemlerin yapılmamasına, mevcut sözleşmelerde taahhüt altına girilmemesine, Yönetim kurulunun, mahkeme izni/denetimi olmaksızın kooperatif adına temsil ve taahhüt altına girmesinin yasaklanmasına, tedbirin ilansız verilmesine ve uygulanmasına, karar örneğinin tapulara, ilgili bankalara, yüklenici/üçüncü kişilere bildirilmesine, TMK m.426-427 kıyasen ve 1163 s. Kanun-TTK ilkeleri uyarınca; yargılama süresince kooperatifte “denetim kayyımı” sıfatıyla görev yapmak üzere bağımsız bir yeminli malî müşavir/serbest muhasebeci mali müşavir/hukukçudan oluşan tekil veya üçlü heyet atanmasına; bu kayyımın: kooperatifin defter-kayıt ve belgelerine derhâl erişmesine, aylık ara denetim raporları düzenleyerek Mahkemenize ve ortaklara bildirmesine, yönetimin malvarlığı üzerinde tasarruf doğuran işlemlerini ön inceleme-uygunluk görüşüne bağlamasına, bilgi-belge taleplerine yönetimce derhâl cevap verilmesine, aksi hâlde müeyyide uygulanacağı ihtarıyla yetkilendirilmesine, kayyım ücret ve giderlerinin, kooperatif bütçesinden geçici olarak karşılanmasına ve hükümle birlikte nihai olarak haksız tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece;"... Davacılar vekilinin dava dilekçesi ile davalı kooperatifin yöneticilerinin yetkilerinin tedbiren durdurulması ve kayyum atanmasına ilişkin tedbir talebinde bulundukları, mahkememizin 20/08/2025 tarihli ara kararı ile talebin reddine karar verildiği, davacılar vekilinin bu kez 05/11/2025 tarihli ön inceleme duruşma tarihinde verdikleri dilekçe ve duruşmadaki beyanları ile tedbir ve kayyım tayini talebinde bulundukları, mahkememizce verilen ara kararla bu talebin celse arasında ara karar ile değerlendirmesine karar verildiği anlaşılmıştır. HMK'nun 389/(1). maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, Türk Medeni Kanunu'nun 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağını belirttiği, davacılar vekilinin açtığı davanın genel kurul kararının iptali, yöneticilerin azli ve olağan üstü genel kurul toplantısına çağrı davası olduğu, bu davada delillerin henüz toplanmadığı, yönetim kayyımlığının, yönetim boşluğu giderilinceye kadar devam eden geçici bir koruma önlemi olduğu, dosyadaki mevcut delillerden davalı kooperatifin yönetim organının mevcut olduğu, organsız kalma durumunun bulunmadığı, davacıların talep ettiği ihtiyati tedbirlerin yasal koşullarının oluşmadığı, aslolanın kooperatifin özel hukuk alanında faaliyetlerinin devamının yöneticiler tarafından sürdürülmesi olduğu, mevcut delil durumu itibariyle yaklaşık ispatında gerçekleşmediği anlaşılmakla tedbiren yöneticilerin yetkilerinin durdurulması/ kaldırılması ve tedbiren yönetici kayyımı atanması ve diğer tedbir taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacıların denetim kayyımı atanması talebinin ise;HMK 390/3 maddesi gereğince tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat zorundadır. Elde ki dava da ;henüz ara kararı tarihi itibariyle tahkikat aşamasında bulunulduğu HMK 389.vd. maddelerinde aranan yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediği, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinin hiç birinin somut olayda gerçekleşmediği, talep sahibi davacının, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı anlaşılmakla; tedbiren denetim kayyımı tayini isteminin reddine karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle "...Davacılar vekilinin tedbir taleplerinin, yönetim ve denetim kayyımı atanması taleplerinin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı tedbir talep edenler / davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
İhtiyati Tedbir Talep Eden / Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu 29/06/2025 tarihli genel kurul, hem şekli hem maddi anlamda çok yönlü hukuka aykırılıklarla malul olduğunu, genel kurulun çağrısı, gerek Kooperatifler Kanunu’nda düzenlenen emredici çağrı usulüne gerekse ana sözleşmede öngörülen süre ve şekil şartlarına açıkça aykırı biçimde gerçekleştirildiğini; ilân ve tebliğ yükümlülükleri usulüne uygun şekilde yerine getirilmediğini, gündem maddelerinin yeterli açıklıkta belirtilmediğini, hatta gündem dışı konular sonradan toplantıya eklenerek hiçbir hukuki meşruiyeti bulunmayan biçimde karara bağlandığını, bu durum tek başına genel kurulun yokluk veya butlan yaptırımına tâbi tutulması gerektiğini gösterdiğini, bunun yanı sıra, toplantıya ilişkin hazirun listesi başlı başına bir geçersizlik sebebi olduğunu, vekâletnamelerin önemli bir bölümünün şekil ve içerik yönünden geçersiz olduğunu, bazı ortakların yerine yetkisiz kişilerin oy kullandığı, ortaklıktan çıkarılmış veya askıda statüde bulunan kişilere oy hakkı tanındığı, özel nisap gerektiren maddelerin ise kanuni çoğunluk sağlanmaksızın kabul edildiği tutanak ve delillerle sabit olduğunu, özellikle 5 no’lu gündem maddesi kapsamında yönetim kuruluna verilen yetkinin sınırlarının belirsizliği ve ölçüsüz genişliği, kooperatif malvarlığı üzerinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurma tehlikesini artırdığını, yönetim kuruluna verilen taşınmaz devri, ipotek tesisi, temlik, uzun vadeli yüklenici sözleşmesine girme, kredi ve kefalet altına girme gibi geniş kapsamlı tasarruf yetkilerinin, dava sonuçlanmadan kullanılması hâlinde kooperatifin malvarlığı üzerinde kalıcı, geriye döndürülemeyecek ekonomik kayıplar oluşacağı; üçüncü kişilerin iyi niyetli iktisaplarının söz konusu olacağı; ipotek, rehin, kredi ve kat karşılığı inşaat ilişkilerinin dava sonunda iptal edilmesi hâlinde dahi geri alınamayacağının izahtan vareste olduğunu, kooperatifin denetim organının fiilen işlevsiz hâle gelmiş olması, yönetim faaliyetlerinin hiçbir bağımsız ve objektif denetime tabi tutulamaması, mali verilerin şeffaflıktan uzak biçimde yürütülmesi, denetim kayyımı atanmasını zorunlu kılan en belirgin unsurlardan biri olduğunu, mahkemenin delilleri değerlendirmeden, yalnızca “soyut gerekçelerle tedbir istenemeyeceği” yönündeki klişe ve genel ifadelerle talebi reddetmesinin; HMK m.389-390’un koruma amacıyla çeliştiğini, denetim kayyımı atanmasının zorunlu olduğunu, kooperatifin denetim organı, gerek seçiminin usulsüz yapılması, gerekse hazırlanan raporların kanuni şekil şartlarını taşımaması nedeniyle fiilen işlevsiz hâle geldiğini, yönetimin mali işlemleri hiçbir bağımsız denetime tabi olmadığını; defter, kayıt ve belgelerin şeffaf tutulmadığı dosya içeriğinden anlaşıldığını ancak en belirleyici husus: Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2024/6364 soruşturma sayılı dosyasında alınan 31/07/2024 ve 25/11/2024 tarihli bilirkişi raporları, kooperatif hesaplarında çok ciddi, sistematik ve süreklilik arz eden usulsüzlükleri açıkça ortaya koyduğunu, bu açık, belgeli ve ağır nitelikteki delilleri tartışmadan “soyut talep” şeklindeki kalıp bir ifadeyle mahkemenin taleplerini reddettiğini, böyle bir gerekçenin, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkı ile çeliştiği gibi, yargılamanın şeffaflığı ve adil yargılanma hakkı açısından kabul edilemez nitelikte olduğunu, izah edilen nedenlerle; mahkemenin tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle HMK m.353/1-a-6 uyarınca istinaf incelemesi sonunda; mahkemece verilen tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasına; 29/06/2025 tarihli genel kurulun 5 no’lu kararının icrasının tedbiren durdurulmasına; kooperatif adına taşınmaz devri, temlik, ipotek, uzun vadeli kredi/kefalet, yükleniciye ön ödeme, üçüncü kişilere malvarlığı devri gibi geri dönüşü imkânsız işlemlerin yapılmasının yasaklanmasına; tedbir kararının ilansız uygulanmasına ve tapu müdürlükleri, bankalar, yükleniciler ve üçüncü kişilere derhâl bildirilmesine; Aydın CBS 2024/6364 Sor. Dosyasındaki bilirkişi tespitleri de gözetilerek, yargılama süresince kooperatifte görev yapmak üzere denetim kayyımı atanmasına, kayyımın defter ve belgelere erişmesine, aylık raporlama yapmasına, yönetimin malvarlığı tasarruflarını ön inceleme ve uygunluk görüşüne bağlamasına, bilgi-belge taleplerinin derhâl karşılanmasına, ücret ve giderlerinin geçici olarak kooperatifçe karşılanmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 29.06.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali, yönetik kurulu üyelerinin azli, olağanüstü genel kurula çağrıya izin isteklerine ilişkindir.
Derdest davada ihtiyati tedbir isteği ise, 29.06.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı kararın icrasının geri bırakılması, yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin kısıtlanması, denetim kayyımı atanması isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, 18.11.2025 tarihli arar karar ile tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre ve HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması, yaklaşık ispatın mahkemece ara kararın verildiği aşamada gerçekleşmemiş bulunmasına göre ihtiyati tedbir talep eden/davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden/davacılar vekilinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/11/2025 tarihli ve 2025/579 Esas sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 732,00- TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL harcın davacı taraflardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-İhtiyati tedbir talep eden/davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/02/2026
İsmail ÖZTEMİZ Sibel ATACAN ULU Neşe KİRTİL Pelin GÜNGÖR
Başkan- 39463 Üye- 92542 Üye- 105537 Katip- 278999
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır